Kayıp Altın Şehir El Dorado

  • 17 Nisan 2018
  • 375 kez görüntülendi.
Kayıp Altın Şehir El Dorado

Altın Şehir El Dorado

Kayıp altın şehir olan El Dorado‘yu bulma hayali, birçok maceraperest ve hazine avcısısını Güney Amerika’nın yağmur ormanlarına ve dağlara götürdü. Dünyanın dört bir yanından gelen kaşifler El Dorado şehrini bulma umuduyla kıtanın karanlık, keşfedilmemiş iç kısımlarını, sert ovaları, balta girmemiş ormanları ve yüksek dağları gezdi ve pek çoğu hayatlarını kaybetti. Peki El Dorado gerçek miydi? Yoksa Avrupalı kaşiflerin altına olan susuzluğunun doğurduğu bir mit miydi? El Dorado‘yu bulmak için yapılan her girişim başarısız oldu.

El Dorado efsanesi, İspanyol fatihlerin keşfedilmemiş Kuzey And Dağları ile ilgili söylentileri duymasıyla 1535 yılında başladı. Söylentilere göre bu dağlarda her gün altın tozu ile yıkanan çok zengin bir kral vardı. El Dorado sözcüğü ilk kez Sebastián de Benalcázar tarafından kullanılmıştır. Kelime anlamı “Yaldızlı Adam”dır. Bu tarihten sonra Avrupalılar El Dorado Şehri’nin peşine düştüler.

1537’de, Gonzalo Jiménez de Quesada önderliğindeki bir grup kaşif bugünkü Kolombiya sınırları içerisindeki Cundinamarca platosunda yaşayan Muiska Halkı keşfetti. Altın tozuyla yıkanan kral ile ilgili efsane bu halka aitti. Muisca toprakları fethedildi.Kral efsaneye göre kendini altın tozuyla kapladıktan sonra göle giriyordu. Guatavitá Gölü kaşifler tarafından tarandı. Az miktarda da olsa altın bulmayı başardılar. Ancak açgözlü kaşifler gözdeki az miktardaki altının gerçek “gerçek” El Dorado’yu temsil ettiğine inanmayı reddetti. Bunu yerine aramaya davam etmeyi seçtiler. Grup El Dorado’yu bulamadı.

Altın Şehri arama macerasını başka hazine avcıları sürdürdü. Önce And Dağlarının orta ve kuzey kesimleri arandı. Çabalar sonuçsuz kalınca şehrin dağ eteklerinde olabileceği düşünülerek aramalar bu yönde devam etti. Tüm aramalara rağmen El Dorado bulunamasa da efsanenin varlığını doğrulayacak başka olaylar da oldu.

Juan Martín de Albujar adlı bir İspanyol yerliler tarafından esir alınmıştı.Kurtulmayı başaran Juan Martin, Manoa isimli çok zengin bir İnka şehrine götürüldüğünü söylüyordu. Andes Dağlarını oldukça iyi araştırmışlardı. Geriye kalan ve bilinmeyen en büyük dağlar Güney Amerika’nın kuzeydoğusunda Guyana Dağlarıydı. Kâşifler, orada güçlü, zengin ve büyük bir krallık olduğunu düşünüyordu.

Artık El Dorado ve Monao şehirlerin aynı olduğuna inanılıyordu. Şehrin Parima adında büyük bir göl kıyısında olduğunu duymuşlardı. 1580-1750 yılları arasında pek çok kişi göle ve şehire ulaşmaya çalıştı.Hayatını kaybedenler olmakla birlikte şehir yine bulunamadı.

Bugüne gelecek olursak El Dorado’nun gerçekte hiç varolmadığına inanan pek çok tarihçi var. Bazıları ise en iyi cevabın Guatavitá Gölü olduğunu söylüyor. Gölde gerçekten altın zerreleri bulunmuştu ama İspanyol fatihler için yeterli değildi. Efsaneyi bu kadar büyüten şey muhtemelen İspanyol fatihlerin altına olan tutkusuydu. Günümüzde bile hazine avları bölgede devam ediyor. Güney Amerika’nın pek çok yerinde arkeologlar yağmacılarla mücadele etmeye çalıyor. Altın tutkusu yüzyıllar sonra bile çok canlılığını koruyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ